kahveli süslü muz
Kolay ve muhteşem sonuç veren bir tatlı tarifi:
malzeme :
muz,
esmer şeker (daha kolay karamelize olan yapısından dolayı görünüşe katkısı vardır. Rutubet almamış olması tercih edilir, fakat ben daha zor erimesi ve minik kahverengi noktacıklar bırakması nedeniyle özellikle rutubetlenmesinden yanayım) yoksa beyaz bildiğimiz toz şeker
kahve (koyu kavrulmuş olursa daha iyi sonuç veriyor. Türk kahvesi olabilir, ince çekilmiş olduğu için tercih nedeni olabilir. Herhangi bir Fransız ya da espresso harmanı koyu kavrulmuş kahve, Starbucks'ın Christmas Blend yine iyi sonuç verecek kahveler.) - şimdi aklıma geldi, instant kahve ile yapılsa nasıl sonuç verir acaba, merak ettim...
rom, tariflerde genellikle rom kullanılıyor, fakat ben bir kere kanyakla bir kere de visky ile yaptım güzel oldu. (muz başına 1 çorba kaşığı kadar)
serviste vanilyanı dondurma
yapılışı :
Muzları tereyağında 2 dakika kadar pişirin.
Şeker ve kahveyi ekleyin, 20-30 sn daha kızartın.
Romu ekleyin, karışımın muzların her tarafına yayılmasını sağlayın.
Vanilyalı dondurma ile servis yapın.
öneri ve deneyim :
Aynı tarifi çikolata ile (tercihen bitter çikolata ile) de yapabilirsiniz.
Hatta çok tatlı bir arkadaşım, muz+çikolata+rom üçlüsünü bir folyoya sarıp mangalda kızartmayı bize öğretti de aklımızı kaçırıyorduk. Kulakları çınlasın...
Afiyet olsun...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantıkahve bir çalar saat mi?
Çoğu kişi, sabahları kahve içmeden uyanamadığını söyler. Bu cümle, kahveye olan düşkünlüğü değil, kafeine olan bağımlılığı anlatıyor.
Kafein, gerçekten de dünyada en yaygın olarak kullanılan keyif verici ve bağımlılık maddesi. Alkol ve nikotinden daha yoğun bir kullanım alanı var. Öyle ki kafeini sadece kahveden değil, cola'lı içeceklerden ve enerji içeceklerinden, hatta çaydan da alıyoruz. Kafein ayrıca dünyanın en eski uyarıcı maddesi olarak biliniyor.
(Kafein üzerine ayrıntılı bir yazıyı http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/konu.asp?Yil=05&Ay=01&Konu=1# adresinde okuyabilirsiniz)
Kafein, tepki hızının artmasında, uyanık kalmakta ve psikolojik durumun düzelmesinde etkili oluyor. Bu etki, kana karıştıktan bir saat sonra doruğa çıkıyor.
Kısacası kalktıktan kısa bir süre sonra bir fincan kahve içmek, ki 335 ml'lik bir fincan filitre kahve ortalama 200 mg kafein içeriyor, insanın günlük 'makul' kafein tüketim miktarının yarıdan fazlasını almak anlamına geliyor. Günlük 'makul' kafein miktarı da 300 mg.
Sonuç olarak, kahvenin uyandırıcı olması meselesinde yanlış bir şey yok. İşe ya da okula giderken hissettiğiniz zindeliği kahveye borçlusunuz.
Yine de kahvenin bundan daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum.
Kahve, yarı uykuluyken içilecek ayıltıcı bir iksir değil, keyifli anlar yaratan, lezzetli, özel bir içecek...
En yakın arkadaşının sigara olduğunu söyleyenlere de pek hak veremeyeceğim doğrusu.
Bence en iyi dostu, çikolata... ya da kızımın ifadesiyle 'çuklatta' 
kahveli cin fikirler
Her zaman içtiğiniz kahveden keyif almıyorsanız, tadı ve kokusu yeterince iyi gelmiyorsa, içtiğiniz kahveyi belirli aralıklarla değiştirin derim.
Tercihen her hafta farklı bir kahve içmek... Ya da uygun saklama koşullarında farklı zaman dilimlerinde farklı kahveler kullanmak bir çözüm olabilir.
Akşam yemeğinden sonra koyu kavrulmuş kahvelerin tercih edilebileceği gibi...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantıyeni yıl harmanları
Kahve ile ilgili ilk satırları yazdım, nasıl devam etsem diye düşünürken konuya balıklama dalmanın daha iyi olacağına karar verdim.
Yeni yıl hazırlıkları içinde kahve firmaları da dönem harmanlarını satışa sunuyorlar. Starbucks Coffee'nin Christmas Blend'i yaklaşık bir aydır raflarda.
Latin Amerika, Asya Pasifik ve yıllanmış Endonesya çekirdeklerinin harmanı oldukça koyu kavrulmuş.
Evdeki kahveler bitmeden yeni kahve almamaya kararlı (!) olan ben, bu karışımı görünce dayanamadım. Genellikle espresso lungo, başka bir deyişle americano şeklinde kahve içmeyi seviyorum. Bu paketi de aynı niyetle eve getirdim ve heyecanla açtım.
Şimdiye kadar gördüğüm en büyük ve en koyu renk çekirdeklerle karşılaştım. Gerçekten iri taneli ve koyu kavrulmuş bir harman. Bu yüzden de yağlı, parlak görülüyor. Fotoğraflama yeteneğim olmasını isterdim, çünkü gerçekten iştah açıcı bir görüntüsü var çekirdeklerin. Tombul, simsiyah ve parlak çekirdekler... Saçlarını yeni boyatan biri gibi. Boyanın etkisiyle pırıl pırıl parlayan saçlarla güvenli adımlar atılır ya, işte öyle...
Bir yanıyla Türk Kahvesini çağrıştırdığını söyleyebilirim. Aslında ilk izlenim, "çok koyu" olduğuna dair. Bir arkadaşıma ikram ettiğimde kokusundan etkilendiğini gördüm. Fakat ilk yudumla hemen karar veren sabırsızlardandı, ve çok koyu olduğunu, içemeyeceğini söyledi. Süt ekleyince bir kaç yudum içti...
Bir başka arkadaşım, ki koyu kahvelerden pek hoşlanmadığını biliyorum, çok hoşlandı bu kahveden.
Ben de oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Yine aynı firmanın French Roast adlı kahvesinden de koyu olduğunu sanıyorum Christmas Blend'in. Yoğun, dumansı bir tada sahip olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca soğumaya başladıkça kokusunun daha bir oturduğunu, lezzetinin de çeşitlendiğini eklemek gerek. Tam bir keyif kahvesi.
Tavsiyem iyi bir yemekten sonra ya da akşam üstü saatleri... Tadına varılarak, ağır ağır içilmeli derim. Aceleye gelecek kahve değil bence. Afiyet olsun...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantıkahve ile ilgili ilk anılar
Kahveyi öteden beri severim.
Bu konuda hatırladığım en eski anı, anneannemin 'kara tava' dediği bir tavada kavurup soğuması için bir gazetenin üzerine serdiği kahvenin bütün evi kuşatan kokusu.
Yakın zamana kadar annem de kendisi kavururdu kahveyi. Babam, Kemeraltı'nda hep aynı kahveciden yeşil çekirdek kahve alırdı. Anneanneminkine benzer, belki de aynı kara tavada kavrulan kahvenin kokusunu eve gelmeden alırdım. Annem tüm pencereleri açmış, kahvenin o muhteşem kokusunu evden kovmaya çalışırdı. Boşuna...
Sonra soğumuş kahve, pirinç değirmende çekilir, akşama hazırlanırdı...
Uzun zaman önce, hazır kavrulmuş ve öğütülmüş kahve almaya ikna oldu babam. Bazılarının annemden güzel kahve kavurabileceğine inandı. Yine de en güzel 'bol şekerli' kahveyi annem pişiriyor.
İlk olarak ne zaman kahve içtim, hatırlamıyorum. Sanırım üniversitede, artık düzenli olarak kahve içme zamanının geldiğini düşündüm. Seçimim, granül kahveden yanaydı.
Çocukluğumda Kıbrıs'a gidip gelenler Nescafe getirirlerdi bir kavanoz. Marketlerde oldukça pahalıydı. Yoksa gereksiz mi görülüyordu? Evimizde ilk granül kahve pişirilişini hayal meyal hatırlıyorum. Bu ilginç şekilli (!) kahvenin tadına bakışımı, hiç de o kadar acı bulmayışımı da hatırlar gibiyim.
Galiba o zamandan kalma bir alışkanlıkla üniversitede Nescafe ile başladım kahve içmeye.
Zamanla kahve içimini meşrulaştırdım kendi kendime. Uyku açmak, gece çalışmaları, vb. nedenlerle bir kaç fincan kahve içiyordum. Sonra tez zamanları, uykusuz geceler...
Sonra filitre kahve ile tanıştım, öğrenciliğimde kazandığım ilk parayla bir kahve makinası aldım.
Kısacası hep sevdim kahveyi.
İki şeyi de hep uzak tuttum kahveden, özel bir nedeni yok : şeker ve süt...
İki yıl önce sigarayı da uzaklaştırdım fincanımın yanından.
Şimdi farklı ülkelerin, farklı kavrulmuş kahvelerinin tadını çıkarıyorum.
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
