MUTLU YILLAR
Herkese huzurlu, mutlu, sağlıklı yıllar diliyorum.
Herkes çok mutlu olsun.
Kurulan hayaller, yapılan planlar gerçekleşsin.
Hasta olanlar iyileşsin, çocuklar hiç hasta olmasın bu yıl.
Büyükanneler büyükbabalar hep mutlu, keyifli olsunlar.
Bayram harçlıkları bol, alış veriş listeleri uzun olsun.
Üç günlük tatiller üç haftaymış gibi gelsin.
Kimsenin çocuğu üzülmesin, kalbi kırılmasın.
Yorgunluklar hemen geçsin, herkes birbirinin kıymetini bilsin.
Kahve tohumlarım yeşersin, sıklamenlerim yeni evimize alışsınlar.
Bu yıl herkes bir ağaç diksin kendisi ya da sevdiği biri adına.
Yemekler lezzetli, pastalar kalorisiz olsun.
Foçadaki o harika dondurmaları yapan amca sakın dükkanını kapatmasın.
Yalnız olanlar bir sevgiliye kavuşsun, evlenmek isteyenler evlensin.
Tanrı, aparmandaki amcaların kalbine hayvan sevgisi versin; bir de mümkünse herkesin kedisine ve köpeğine fazladan bir yıl...
Kızımla daha güzel eğlenebilmek için bol bol vakit ve sabır olsun.
Yeni yıl bize yeni bir köpek getirsin... Pia'ya arkadaş olsun...
Veee... kızımın gözlerindeki o harika, muhteşem pırıltı hiç kaybolmasın,
Olabildiğince mutlu, huzurlu, sağlıklı, keyifli, matrak bir yıl geçirelim.
Kısacası herkese mutlu yıllar....
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantıköpek sahibi olmak
Hayvan besliyorsanız, hep biraz eksikli, biraz suçlu hissedersiniz kendinizi. İnsanların bakışları, tavırları öyle hissettirir. Ayıp bir şey yapıyormuşsunuz gibi. Ne olsa günah tabii...
Köpeğiniz küçükse bir türlü, büyükse başka türlü tepkiler alırsınız. İri ve pek bilinmeyen bir cinsse köpeğiniz, özellikle çocukların tepkisi ortaktır: Oha...
Peki çocuklar, pek alışık olmadıkları birşeyle karşılaştıklarında böyle tepki vermeyi nereden öğrenirler acaba?
Köpeğinizi gezdirirken ‘ayna ayna söyle bana benden başka titiz temiz var mı bu dünyada’ edasıyla boyun kıran ve de azarlayan bakışlarla sizi süzen, tercihen kısa boylu, her cumartesi fırından alınan ekmek hamuruyla çocuklara pişi yapıp kendisi de nasiplenmekten tombikleşmiş, elleri suyla oynamaktan şiş, kızgın bakışlı teyzelerle karşılaşmışsınızdır. Bunlar, eğer yanlarındaysa çocuklarını bir hışımla size ve köpeğinize karşı uyarırlar. Tabii, toplumun başına ne geldiyse bu pis, evde köpek besleyen insanlardan geldi, değil mi.
Bu cins insanların dişileriyle baş etmek daha kolay aslında. Hiç değilse yemek tarifi, iki ters üç yüz, 2 yumurtalı bir kek tarifi buldumla kafalanabilirler. Erkekleri daha çekilmez, dayanılmaz, öfkeli, tahammülsüz, benim gibi değilsen git buradan tarzı canlılardır. Bunların erkek olanları, doğanın erkek cinsine bahşettiği tüm güzelliklerden koca bir bilinçle uzak durmuş gibi, sürekli suratını asmaktan yüz kasları uzamış, çenesi, ağzının çirkin eğriliğinin etkisi altında, genel yapı olarak mutsuz, huzursuz, üstelik başkalarını da mutsuz ve huzursuz etme eğiliminde olan canlılardır.
Köpek sahibi olmak zordur... Çok zor...
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantıapartman genel kurulu kararı gereğince, dairelerde kedi, köpek b
Yeni evimize taşınalı neredeyse üç ay olacak. Daha inşaat halinden izlediğimiz, hayaller kurduğumuz ev, bizim için bir kâbusa dönüştü diyebilirim.
Evi satın aldıktan sonra, taşınmamıza bir hafta kala ‘apartmanda evcil hayvan beslenemeyeceği’ söylendi. Eşim de ben de bu tür haberler karşısında ‘aaamaaannn, timsah getiririm, gergedan beslerim, bu herifler bişey yapamaz’ diyecek kadar rahat insanlar olamadığımızdan, gergin günlerimiz de Kubrick'in The Shining'i tadında başladı. Her şeye karşın köpeğimizi ve kedimizi de getirdik tabii ki eve. Ama dışarı çıkarken biri görür mü, birisiyle karşılaştık mı… gerginlik, huzursuzluk…
Yöneticimiz, apartmanda köpek, kedi, her türlü evcil hayvan beslemeye, hatta bu canlıların varlığına karşı. Ancak kendisine sorarsanız, aslında hayvanları çok seven, hatta bizden bile fazla seven bir şahsiyet. En az kendisi kadar köpek seven bir başka komşu ile birleşip, apartmandaki köpekleri attırmaya and içmiş durumdalar. Bizce gerçekte köpekten ödleri patladığı için bunu yapıyorlar. Yani sırf kötülük olsun diye böyle şey yapılır mı? Iago mu bunlar?
Diğer komşular mı? Büyük bir kısmı için fark etmiyor. Genel olarak, apartmanda köpek beslenemez fikri yaygın… Tabii canım, apartmanda köpek beslenir mi hiç? Apartman insanların yaşayacağı yerdir. Hayvanın işi ne! Apartmanda hayvan beslenemez!
Havlamıyor, çevreyi kirletecek bir şey yapmıyor, bunların hiçbiri önemli değil. Apartmanda kedi, köpek beslenemez, işte o kadar… Beslenemez de beslenemez…
Benim bir buçuk yaşındaki kızım bile daha uzlaşılabilir bir kişiliğe sahip...
Bizim gibi haddini bilmez, dokuz yaşında tatlı köpeklerini yeni evlerine getiren bir aile daha var apartmanda. Terbiyesizler ne olacak? Köpeklerini de getirmişler. At, sat, ver, ne bileyim ne yap köpeğini, apartmana niye getiriyorsun…
Apartman toplantısına komşularla tanışırım heyecanı, biraz da kedi köpek sahibi olmanın tedirginliği ile katıldım. Hayvan besliyoruz ya evde, ayıp bir şey yapıyoruz. Kim bilir ne pis, ne mikroplu insanlarızdır. Iııyyyy...
Konu dönüp dolaştı, apartmandaki köpeklere geldi. Ne söyledim, ne anlattıysam boşuna. Biz de gürültüye, pisliğe karşıyız. Bir problemlem varsa birlikte çözelim. Uygar insan uzlaşır... ne dediysel boşuna. Zaten yönetici ve cankuşu uzun suratlı asık yüzlü amca, ‘apartmanda hayvan beslenemez’ yasağını koymak üzere gelmişler. Empatiden, hoşgörüden, sevgiden yoksun soğuklukları, kendileri gibi olmayan ve onlar gibi düşünmeyen, yaşamayan, inanmayan, onlar gibi konuşmayan, vs vs… insanlara karşı geniş nefret potansiyelleri ile dimdik ayaktalar… Bu insanlar, mevkileri ve meslekleri ile ayakta duruyorlar aslında. Çoğu kişi yanlış bir teslimiyetle saygı duyuyorlar onlara. Kolay mı hakim olmak, banka müdürü olmak… Sadece mesleklerini kimlik edinen, kişiliklerini, benliklerini bu kimliklerin içinde eritmiş, yok etmiş kişiler… Bu etiketlerini saygınlıkla bezeyip iyi kullandıkları içiiin sonunda istedikleri kararı aldırdılar: Apartmanda evcil hayvan beslenemez!
Kendilerini burada alkışlıyor, hoşgörüsüz, saygısız, başkalarının hayatına müdahale etme gücü ve hakkını onlara tanıyan diğer ne yaptığını bilmez, bana dokunmayan yılan yaşasın zihniyetli, sağduyudan uzak, neyin altına imza attığının farkında olmayan, önem de vermeyen zavallılara da sevgilerimi iletiyorum…
Bu yasak apartmanımıza, vatana, millete hayırlı olsun...
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantıaradığım kitap
Bir süredir aradığım kitabı geçen hafta tam bir tesadüf olarak buldum.
Kitap, Tanede Saklı Keyif, Kahve başlığını taşıyor.
Kahve ile ilgili okuduklarımın kaynakçasında haince bana sırıtan bu kitabı aramadığım, sormadığım yer kalmamıştı. Yapı Kredi Yayınlarından çıkan bir sergi kataloğu aslında.
24 Ocak 2001- 31 Mart 2001 tarihleri arasında Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi'nde açılan aynı adlı serginin kataloğu, kendi yayınevinde bile tükenmiş, internet kitapçılarında sırra kadem basmıştı. Hafta sonu Bornova Forum D&R'da bulunca havalara uçtum diyebilirim.
Şimdi bir heves, bir keyif başladım okumaya.
Bu arada, John Berger'in Buluştuğumuz Yer Burası adlı anlatı (?) kitabı Metis yayınlarından çıkmış.
Yazarın adını ve bölüm başlıklarını (Lizbon, Cenevre, Krakow, Madrid, vb.) görünce heyecanla aldım kitabı. Doğrusu beklediğim gibi bulmadım. Daha doğrusu John Berger'in o tutkulu, derin, çarpıcı bakışını aramıştım, daha çok anı ve 'göze çarpanlar' çizgisinde anlatılar okudum. Yine de insana dönüp O Ana Adanmış adlı seçkiyi okuması gerektiğini hatırlatıyor.
öneri: John Berger, Metis Seçkileri: John Berger: O Ana Adanmış, Metis Yayınevi, İstanbul, 2003.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı